DİNLE

Bu yazımda da görüp, duyup, izleyip, anlayıp aklımızla, kalbimizle, ruhumuzla dinleyeceğiz. Konuşmadan önce dinlemeyi bilirsek daha yerinde konuşabiliriz.

“Duymak, işitmek yetmez, dinle.
Öyle dinle ki, ses ve söz önce bilgiye sonra hikmete dönüşsün. Koyun kaval dinler gibi değil, ağaç topraktan, yaprak yağmurdan suyu çeker gibi dinle.
Kulağın kapağı yok, açman gerekmez; aklını aç, kalbini aç, insafını aç ki dinlemiş olasın…” Mevlana ne güzel anlatmış burada duyumsayarak, özümseyerek dinlemeyi.

Bence dinleyerek yaşamalıyız. Duyduğumuz, gördüğümüz ve hissettiğimiz şeylerin kıymetini bilmeliyiz. Fark edemediğimiz birçok güzelliği durup, bilgi edinip, hissedip ruhumuzla dinlersek fark edebiliriz. Böylelikle sayısız aydınlanma yaşarız.

Bir yağmur sesini, bir dalga sesini ve ya bir çocuk cıvıltısını duyduğumuzda, neler hissettiklerimize bir bakalım; O duygularımız bizi bir yerlere götürüyorsa, bir şeyleri anlamamızı sağlıyorsa dinlemiş, hissetmiş oluruz. Bana göre yaşamın anlamı birden fazladır. Dinleyerek içimizde hissettiklerimiz de yaşamın anlamlarındandır.

Orhan Veli “İstanbul’u Dinliyorum” şiirinde dinlemeyi çok güzel anlatmıştır. Çok sevdiği, bildiği, iyi gözlemlediği şehri düşünüp hafızasında canlandırıp resmetmiştir yani betimlemiştir. Böyle iyi bir dinleme ve özümseme gerek hepimize. Hislerimizi yorumlayamıyorsak dinlemeyi bilmiyoruz demektir. Kitabı, taşı, toprağı, insanı, hayvanı, tüm canlıları, doğayı dinlemeyi bilmeli. Verdiği bu keyifi hissetmeli. Bazen keyifli olmayabilir dinlediğimiz şey üzer, ağlatır ama, yine de dinlemeli; anlamak, hissetmek için dinlemeli.

Dinlemek duyusal bir güçtür. Yaşadığımız şeyleri düşünürken o ana ışınlanmış gibi aynı duyguları hissederiz. Burada da içimize dönmüş, anılarımızı dinlemiş oluruz. İnsan yaşadığı kadar değil dinlediği kadar gerçekten yaşar.

Sevgiyle, saygıyla, aşkla, neşeyle ve sayamadığım tüm güzelliklerle dinleyelim ki, özümseyerek anladığımız şey de güzel olsun. Ruhumuzla, kalbimizle ve zihnimizle dinlemek dileği ile hoşçakalın.

Bir Cevap Yazın